• Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu

  • mmaksudoglu@yahoo.com

Sayın Av. Hulusi Üstün'ün Cevâbına Cevâp
03 Ekim 2011

Gazetede, başlık üstünde bir haber : 'Barbaros Yeniden Akdenize İniyor', altında da Akdeniz Kalkanı'nda görev yapan firkateyn, hücumbot, helikopter ve denizaltı sayısının ikiye katlandığı, bu planın kod adının da 'Barbaros' olduğu belirtiliyor.

'Barbaros'  sözü nereden geliyor, hatırlayalım :

Vardar Yeniceli Yâkub Sipâhî'nin Fâtih çağında İslâma açılan Midilli adasında doğan 4 oğlu denizciliğe maraklıdır. Kendilerine Sen Jan Şövalyeleri diyen Hristiyan deniz haydutlarının zulmüne uğrarlar. Kardeşlerden Oruç Reîs ve Hızır Reîs Hrıstiyan Avrupaya karşı başarılı savaşlar yürütürler. Onaltıncı Yüzyılda İspanya ve Portekiz en güçlü Hristiyan devletlerdir. Öyle ki, Papa, dünyâyı bu iki devlet arasında paylaştırır. Güney Amerka Kıt'asındaki en geniş ülke, Brezilya,  hâlâ  Portekizce, diğer ülkeler İspanyolca konuşur, yerli halk, yok mesâbesindedir. Hint Okyanusu, Portekiz Okyanusu hâline gelmiştir, uzak doğuyu önce Portekiz sömürgeleştirmiş, sonra Hollanda, İngiltere vb. gitmişlerdir. Osmanlı, Yemen'de, Hristiyanlar Kızıldenize girip Mekke ve Medîne kutlu beldelerini işgâl edemesin diye Bâbul Mendebi tutuyordu. Bir ara, Portekiz, Mekke'yi alıp Kudüsle değiş tokuş etme teşebbüsünde bile bulunmuş, püskürtülmüştü.

İslâm âlemini temsîl eden Osmanlı ile, Hrıstiyan Avrupa devletleri arasında mücâdele Akdeniz'de de devâm ediyordu. Oruç Reîs, Cezâyir'i İspanyollardan kurtarmıştı. Batı'daki Tlemsen'de İspanyolların kuşattığı Oruç Reîs, muhâsarayı yarıp doğuya doğru çekilirken İspanyolların tâkibine uğramışdı. Yanındaki leventlerle Cezâyir şehrine giderken, 1518 yılında, bir ırmağı geçdi, köprüyü uçurunca kurtulacakdı. Ancak, biraz geride kalmış olan silâh arkadaşları, cihâdda kimisi topal, kimisi çolak kalmış, yaralı leventlerin, 'Baba'! diye seslenmesi üzerine, köprüyü tekrar geçip onların yardımına koşmuş, hepsi orada şehîd olmuşlardı! Oruç Reîs, yoluna devâm edip Cezâyir'e giderek oradaki kuvvetlerini alıp gelerek İspanyollardan öcünü alabilirdi! Öyle yapmadı, can yoldaşlarıyla birlikte şehîd oldu!

Oruç Reîs'e, Avrupa'lılar, saçı ve sakalı kırmızıya çaldığı için Barba Rossa (Kırmızı Sakal) derlerdi. Onun 1518 yılında şehîd olmasından sonra, kardeşi Hızır Reîs'e Barbarossa dediler. Hızır Reîs, Cezâyir'e hâkimdi, ama kendi başına çağın güçlü Hristiyan Devleti İspanya'ya karşı o ülkeyi koruyamayacağını gördüğünden, Devlet-i 'Aliyye-i Osmâniyye (Pek Yüce Osmanlı Devleti) hizmetine girdi, Cezâyir'i Osmanlı'ya kattı, Hızır Hayreddîn Paşa ünvânıyla  yıllarca Osmanlı Kapudan Paşası (Deniz Kuvvetleri Başbuğu) olarak Donanma-yı Hümâyûn'un başında bulundu.

Avrupa'lılar, Turgut Reîs(sonra Paşa)'Dragut (Dragon : Ejderhâ'dan bozma) derlerdi, Hayreddîn Paşa'ya da Barbarossa.

Bu büyük denizcimize, kendisine düşmanlarının taktığı isimle 'Barbaros' denilmesinin ardında, kültür istilâsı, Batı'ya özenti, gaflet, bilinçsizlik, şaşkınlık... tan başka ne vardır dersiniz? Halkımızdan, çocuklarına 'Barbaros' adını, kesinlikle iyi niyetle verenler de var; hatâ, onlarda değil, halkı yıllarca yanlış yönlendiren anlayışta; Batılılaşacağız (ne demekse?) diye Batı'dan her şeyi gözü kapalı, gümrüksüz alan anlayışta!

Beşiktaş'taki, bu büyük denizcinin türbesi yakınındaki iskeleye 'Hayrettin' adının verilmiş olması (Barbaros değil!) bir  bilinç göstergesi olsa gerek, ilgilileri kutluyorum.

Kaynak :


Yorum bırak:

Yorumunuzun yayınlanması için aşağıdaki kareye tıklayın.




Bu makaleye yorum yapan olmamış, ilk siz yorum yapın.